Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/10542 E. , 2025/17419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1630 E., 2020/2451 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Düzelterek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığ
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/10542 E. , 2025/17419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1630 E., 2020/2451 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Düzelterek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 29.04.2025 tarihli ve 2022/10556 Esas, 2025/7751 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.08.2025 tarihli ve 2-2021/31212 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinin 2. cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Sanığın, katılanın banka hesabına ulaşılmasını sağlayacak olan şifreyi rızasıyla kendisine vermesi için hileye başvurduğu ve katılanın sakatlanmış rızasıyla banka hesabının şifresini, bir anlamda kasanın anahtarını sanığa rızasıyla verdiği, bu nedenle sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiğinden bahisle sanık hakkında istinaf mahkemesince kurulan hükmün BOZULMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Suç tarihinde katılanın kullandığı cep telefonuna gelen aramada telefondaki şahsın kendisini ... görevlisi olarak tanıtıp banka işlemlerinden dolayı kendisine 800,00 TL para iadesi yapılacağını, bunun için kendisine internet bankacılığı şifresini tuşlaması gerektiğini belirttiği, söylenene inanan katılanın şifresini tuşladığı, daha sonra arayan şahsın bu kez katılandan T.C. kimlik numarasını ve diğer kimlik bilgilerini öğrendiği, bir süre sonra arayan başka bir şahsın katılana yapılan işlemler nedeniyle bankadan para iadesi yapılacağını söyleyerek katılandan cep telefonuna gelen şifreyi istediği, katılanın da şifreyi verdiği, daha sonra katılanın cep telefonuna, hesabından sanık ...' e ait ... hesabına 23.000,00 TL EFT yapıldığına dair mesaj gelmesi üzerine katılanın şikayetçi olduğu; katılanın arandığı ve işlemin yapıldığı IP numarasının ait olduğu hatların yabancı uyruklu kişiler adına kayıtlı olduğunun belirlendiği, sanığın hesabına aktarılan paranın aynı gün saat 11:47'de banka kartı ve şifre kullanılarak sanığın da ikamet ettiği İstanbul ilinde bulunan bir ATM'den çekildiği anlaşılmakla; anlatılan şekilde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve dairelerin dolandırıcılık suçu yönünden ortak olarak kabul ettiği hususlar şunlardır; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır, fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Bilişim sistemi araç olarak kullanılarak ya da kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle bir insanın aldatılması, kandırılması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e maddesindeki “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Hileli vasıtalarla katılan ...'ın hesap bilgilerinin ve şifresinin elde edildiği ve sonrasında bu bilgilerle katılanın hesabından para havalesinin gerçekleştiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. İlk olarak katılanın hesabına ve şifresine, telefonda kendisini banka görevlisi olarak tanıtan şahsın nitelikli yalan kapsamında kalan sözleri ile katılanı ikna etmesi sonucu hile ile erişilmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferi gerçekleştirilmiştir. Bu durumda katılan, hataya ve hileye bankacılık bilgileri elde edilmek için düşürülmüştür. Sanığın hilesi ile herhangi birisine para transferi yapmak üzere aldatılmak suretiyle bu tuzağa düşürülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirlediği ilkelerden birisi de; yukarıda izah edildiği üzere, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekliliğidir. Olayımızda katılan ... yalan ve hile olduğu kabul edilen eylemlerle herhangi bir para transferi yapmamıştır. Aldatma öğesi olan, telefonda kendisini banka görevlisi olarak tanıtan şahsın nitelikli yalan kapsamında kalan sözlerine inanıp telefonuna gelen şifreleri karşıdaki şahsa aktarmak suretiyle, hesap bilgilerine ulaşılmasına sebebiyet vermiştir. Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. Hileli vasıtalarla elde edilen bu bilgilerle katılanın haberi ve bilgisi olmadan, para transferi sırasında bizzat katılanın iradesini fesada uğratacak bir eylemde bulunmadan, katılanın hesabından bu bilgilerle para transferinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Katılanın hesabındaki paranın eksiltilmesinin sebebi katılanın iş ve işlemleri ile yanıltılmış iradesinden kaynaklanmamaktadır, tam tersine olay, hileli ve haksız şekilde elde edilen bilgilerle yeni işlemler yapılarak katılanın hesabının eksiltilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, para transferleri sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine katılandan haksız olarak elde edilen bilgilerle sanığın hesabına para transferi yapılması nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla; Dairemizin anılan ilâmı usûl ve yasaya uygun bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1- Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE, 2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.