İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/12096 Karar: 2026/4941 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/12096 K.2026/4941

2. Ceza Dairesi 2025/12096 E. , 2026/4941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2108 E., 2018/1879 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bo

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/12096 E. , 2026/4941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2108 E., 2018/1879 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bo

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/12096 E. , 2026/4941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2108 E., 2018/1879 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma I- Sanıklar ... ve ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümler yönünden Hükmolunan cezaların miktar ve türleri gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 17.12.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, aynı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE, III- Sanık ... hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümler yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanunun 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın hırsızlık olayının yaşandığı dükkanda kayıt yapan kamera görüntülerinde olmadığına, olay yerinde parmak izi olmadığına, aleyhinde tanık beyanı olmadığına, üzerinde veya evinde suç eşyasına rastlanmadığına ilişkin olduğu belirlenerek ve sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 299/1. maddesi gereği reddine karar verilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan mahkûmiyet kararlarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında verilen kararlar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararlarına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, IV- Sanıklar ..., ... (...) hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümler yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanunun 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafiinin temyiz isteminin "sanıklara haksız, usule ve yasaya aykırı ceza verildiğine, hangi delilin hangi şahıs ve suça ilişkin olduğuna dair hiç bir açıklamaya yer verilmediğine, eksik inceleme yapıldığına, müştekinin zararının olmadığına, alt sınırdan ceza tayinine karar verilmemesi ve lehe olan hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin olduğu" belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafii atanmış ise de savunmalarının müdafii huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından çok sanıklı dosyada ilk derece mahkemesinin beraat kararları istinafta kaldırılarak mahkûmiyet kurulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararları sanık müdafileri temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi her sanık ve suç yönünden ayrı ayrı inceleme yapmış; bir sanığın hüküm sonrası 17.12.2020'de vefat ettiğini, iki sanığın ise zorunlu müdafii atanmasına rağmen savunmalarının müdafii huzurunda alınmadığını tespit etmiştir.

Hukuki İlke: TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerindeki suçun 28.06.2014'te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası alt sınırı beş yıldan fazla olduğundan, CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafii huzurunda savunma alınması şarttır; buna aykırılık CMK'nın 188/1 ve 289/1-e maddeleri kapsamında savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde mutlak bozma nedenidir. Sanığın ölümü hâlinde ise TCK 64/1 ve CMK 223/8 uyarınca dava düşürülür.

Uygulama Sonucu: Daire dört ayrı sonuç kurmuştur: kesinlik sınırındaki hükümler için temyiz istemlerinin reddi, vefat eden sanık yönünden bozma ve davanın düşmesi, bir sanık yönünden onama, zorunlu müdafisiz savunma alınan iki sanık yönünden ise Tebliğname'ye aykırı olarak bozma.

Dava Strateji Notu: Alt sınırı beş yılı aşan nitelikli hırsızlık dosyalarında sanığın savunmasının müdafii hazır bulunmadan alınmış olması, esasa dair hiçbir tartışmaya girilmeden bozma getiren güçlü bir temyiz nedenidir; müdafi duruşma tutanaklarında savunma anında müdafiin fiilen hazır olup olmadığını mutlaka denetlemelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla