İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/13110 Karar: 2025/24443 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/13110 K.2025/24443

2. Ceza Dairesi 2025/13110 E. , 2025/24443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/451 E., 2025/568 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Ad

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/13110 E. , 2025/24443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/451 E., 2025/568 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Ad

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/13110 E. , 2025/24443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/451 E., 2025/568 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, takdiri indirimlerin uygulanmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, katılan vekilinin temyiz isteminin ise, eylemin nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacağına ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2019/341 Esas, 2021/534 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.03.2023 tarihli ve 2021/4036 Esas, 2023/764 Karar sayılı kararı ile “...Dosya içerisinde mevcut 04.02.2019 tarihli tutanakta sanık ...'nun 107 ada , parsel 2 bölgesinde kesim yaptığını beyan ettiği, yapılan araştırmada, sanığın 107 ada, parsel 2 bölgesinde herhangi bir kesimin yapmadığı, daha önceden bu bölgede kesim yapmış olabileceğinin değerlendirildiğinin tespit edildiği, yine dosya içerisinde mevcut 30.01.2019 tarihli tutanakta ise, sanığın 107 ada, parsel 2'de de ... Orman İşletme Müdürlüğü'nden izinli tapulu kesim yaptığını ve bahse konu mevkiide 3 aydır kendisinin çalıştığını, bu bölgeden kestiği tomrukların kendisine ait traktör ile stabilize yoldan yaklaşık 1 kilometre ilerideki tomrukların toplandığı bölgeye çektiğini, söylemesi karşısında her iki tutanak arasındaki çelişki giderilmeden ve katılan, yargılama sırasında alınan beyanında, kendisine ait olan parselden en az 2500 ağaç kesildiğini, hatta köylülerin 5000 civarı olduğunu söylediğini beyan ettiği, olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre, katılana ait 107 ada , 1 parsel'den muhtelif çaplarda yaklaşık 240 adet çam ağacının kesilmiş olduğunun tespit edildiği, teknik bilirkişilerin de yapılan keşif sonrası sunmuş olduğu raporlarında, 1 07... parsel sayılı taşınmaz üzerinde, 239 adet karaçam, 20 adet meşe kütüğü üzerinde inceleme yapıldığının yazıldığı , ancak katılana ait 1 07... parsel sayılı taşınmaz üzerinden, kaç adet ağacın kesildiği ve kesilen ağaçların arazi üzerinde bırakılıp bırakılmadığı, kesildiği tespit edilen ağaçların tümünün arazi üzerinde olup olmadığı, denetime elverişli olacak şekilde tespit edilmeden, kesilen ağaçların götürülmesi durumunda eylemin TCK 141/1 maddesi kapsamında basit hırsızlık suçunu oluşturacağı ve 02.12.2016 tarihinde, 29906 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 Sayılı CMK ' nın 253 maddesinin 1. fıkrasının ( b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK' nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 6763 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK' nın 254 maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.03.2023 tarihli ve 2021/4036 Esas, 2023/764 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2024 tarihli ve 2023/339 Esas, 2024/768 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla