Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/14940 E. , 2026/2104 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/399 E., 2015/741 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Sanık hakkında kurulan hükümlerin;
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/14940 E. , 2026/2104 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/399 E., 2015/741 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 1-0 maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, aynı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında; sanığın yokluğunda verilen 14.07.2015 tarihli hükmün sanığın duruşmada bildirdiği adresten farklı bir adrese yukarıda belirtilen usule aykırı olarak doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 12.08.2015 tebliğ edilmesi, sonrasında ise 03.12.2015 tarihinde sanığın son bildirdiği adresine tebliğ yapılması ve iade gelmesi sebepleriyle tebliğ işlemlerinin geçersiz olduğu anlaşılmakla; mahkemece yapılan hükümlerin kesinleştirilmesinin usulüne uygun olmadığı, sanık müdafiinin 04.09.2025 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanığın, gündüzleyin katılanın ikametine girerek suça konu eşyaları çalması sırasında kaçarken katılan tarafından yakalanarak polise teslim edilmesi ve sanığın mağdur ...'ye ait kimlik bilgilerini kullnarak onun hakkında ayrı kovuşturma yürütülüp mahkûmiyet hükmü kurulmasına sebebiyet vermesi şeklindeki hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından eylemine uyan ve 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 116/1 ve 268. madde delaletiyle 267. maddelerinde düzenlenen cezaların üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı süresinin, suçun işlendiği 04.12.2008 tarihinden, inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık, gündüz vakti katılanın konutuna girip eşya çalarken kaçarken yakalanmış ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanarak o kişi hakkında ayrı bir mahkûmiyet kurulmasına yol açmış; hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından 2015'te yokluğunda mahkûm edilmiştir. Hüküm, sanığın duruşmada bildirdiği adres yerine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre başka adrese tebliğ edilmiş, müdafiin 04.09.2025 tarihli temyizi öğrenme üzerine süresinde sayılmıştır.
Hukuki İlke: Bildirilen son adres atlanarak doğrudan 21/2. maddeye göre yapılan tebliğ geçersiz olduğundan hüküm usulünce kesinleşmez ve öğrenme üzerine temyiz mümkündür; işlendiği 04.12.2008 tarihinden itibaren TCK'nın 142/1-b, 116/1 ve 268 delaletiyle 267. maddelerindeki cezaların üst sınırına göre 66/1-e ve 67/4. maddelerde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımı dolmuşsa kamu davası düşürülür.
Uygulama Sonucu: Daire, geçersiz tebligat nedeniyle temyizi süresinde kabul etmiş ve 12 yıllık zamanaşımının inceleme tarihine kadar dolması nedeniyle hükümleri Tebliğname'ye aykırı olarak bozarak kamu davalarının zamanaşımından düşmesine karar vermiştir.
Dava Strateji Notu: Yıllar önce yoklukta verilip usulsüz tebliğle kesinleştirilmiş görünen mahkûmiyetlerde müdafi, tebliğ zincirini didik didik inceleyip öğrenme üzerine temyiz başvurusu yapmalıdır; aradan geçen sürede dava zamanaşımı dolmuşsa infaz aşamasındaki bir hüküm dahi bu emsaldeki gibi düşme ile sonuçlanabilir.