Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/16593 E. , 2026/2189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/843 E., 2021/865 K. SUÇ : Hırsızlık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; "... 17.
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/16593 E. , 2026/2189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/843 E., 2021/865 K. SUÇ : Hırsızlık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; "... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararının, diğer sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 11/07/2018 tarihli ve 2018/2926 esas, 2018/1912 kararı ile bozulmasını müteakip, istinaf talebi bulunmayan sanık ... yönünden de anılan Mahkemenin bozma sonrası 26.06.2024 tarihli ve 2023/343 esas ve 2024/498 sayılı kararı ile hüküm kurulmuş ise de, anılan kararın yok hükmünde olduğu düşünülerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2016 tarihli ve 2016/950 esas, 2016/436 karar sayılı ilamında yer alan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafii görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli haller dikkate alınmayacağı, kanun koyucunun iradesinin, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli hallerin de bu madde kapsamında dikkate alınması gerektiği yönünde olması halinde, bu hususu açıkça düzenleyeceği şeklindeki görüşün değiştirilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; çağdaş ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği, ancak 15/6/1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerektiği şeklindeki görüşün benimsendiği, Bu haliyle somut olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulması gerektiğinden, zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ise de, ... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli kararından önce verilmiş olması nedeniyle bu durumun olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı, ancak, 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesinde yer alan, "Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Kanunu'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanığın başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında; 24.06.2020, 26.06.20 20... .07.2020 olan suç tarihlerinden yalnızca 01.07.2020 tarihinin suç tarihi olarak gösterilmesinin, mahâllinde mahkemesince düzeltilmesi mümkün maddi hata olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, Hükümlünün savunmasının, yargılamayı yapan ... 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından alınması gerekirken, istinabe yasağına aykırı şekilde başka mahkeme tarafından alındığından bahisle hükümlünün savunma hakkının kısıtlandığı belirtilerek kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, hükümlünün yakalama sureti ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği dikkate alınarak, 29.07.2021 tarihinde yakalanan hükümlünün ... ... 24. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma salonunda hazır edildiği ve SEGBİS aracılığı ile savunmasının bizzat yargılamayı yapan ... 17. Asliye Ceza Mahkemesince alındığı, böylelikle istinabe yasağına aykırı davranılmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: TCK 142/2-h ve 143 kapsamındaki nitelikli hırsızlıktan yargılanan ve 29.07.2021'de yakalanan hükümlünün savunması, başka il mahkemesinin duruşma salonunda hazır edilmek suretiyle SEGBİS aracılığıyla bizzat yargılamayı yapan asliye ceza mahkemesince alınmış; Başsavcılık, hem zorunlu müdafi atanmaması hem de istinabe yasağına aykırılık iddialarıyla kanun yararına bozma istemiştir.
Hukuki İlke: CMK 196/2 uyarınca alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis gerektiren suçlarda sanık istinabe suretiyle sorguya çekilemez; ancak sanık başka mahkemenin salonunda hazır edilip SEGBİS ile savunması bizzat yargılamayı yapan mahkemece alınmışsa istinabe yasağı ihlal edilmiş olmaz. Ayrıca 1949 tarihli içtihadı birleştirme kararı gereği yargısal içtihat değişiklikleri geriye yürümediğinden, zorunlu müdafiye ilişkin CGK içtihadının hükümden sonra değişmesi olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni değildir.
Uygulama Sonucu: Daire, savunmanın SEGBİS ile bizzat yargılamayı yapan mahkemece alındığını ve hükmün CGK'nın 14.10.2021 tarihli içtihat değişikliğinden önce verildiğini saptayarak CMK 309 koşulları oluşmadığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermiştir.
Dava Strateji Notu: Savunmanın SEGBİS ile asıl mahkemece alınması istinabe yasağı itirazını düşürür; müdafi bu itirazı kurmadan önce tutanaklarda sorguyu fiilen hangi mahkemenin yürüttüğünü doğrulamalıdır. Zorunlu müdafiye ilişkin lehe içtihat değişikliğine dayanacaklar için de kritik eşik hüküm tarihidir; içtihat değişikliğinden önce kesinleşen hükümler bu gerekçeyle olağanüstü kanun yoluna taşınamaz.