İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/4872 Karar: 2025/12513 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/4872 K.2025/12513

2. Ceza Dairesi 2025/4872 E. , 2025/12513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2995 E., 2020/2257 K. SUÇLAR : Hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisi, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemin

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/4872 E. , 2025/12513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2995 E., 2020/2257 K. SUÇLAR : Hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisi, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemin

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/4872 E. , 2025/12513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2995 E., 2020/2257 K. SUÇLAR : Hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisi, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, nitelikli dolandırıcılık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin "suçunu ikrar ettiği hâlde, hakkında hiçbir indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğuna"; katılan ... vekilinin temyiz isteminin "eksik araştırma sonucu karar verildiğine, sanıkla beraber fikir ve eylem birliği içerisinde olabilecek olası diğer faillerin de araştırılması gerektiğine, diğer katılan ...'un da sanıkla beraber hareket etme ihtimalinin bulunduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Katılan ...'un Fibabank nezdinde bulunan hesabına ait bilgilerin ve şifresinin internet üzerinden "phishing" yöntemi (bankanın web sitesi ile aynı görünümde sahte site açıp, bu siteyi bankanın gerçek sitesi zannetmesi sağlanıp, aldatılarak internet bankacılığı yoluyla hesabına girmek isteyen hesap sahiplerinin girmiş olduğu hesap bilgileri ve şifresinin ele geçirilmesi) ile ele geçirildikten sonra bu bilgiler kullanılarak katılanın hesabından katılanın bilgisi ve rızası dışında 14.12.2017 tarihinde 50.000,00 TL EFT yapılması şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve dairelerin dolandırıcılık suçu yönünden ortak olarak kabul ettiği hususlar şunlardır; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir hile nitelikli bir yalandır fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse, dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem ya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e maddesindeki “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunu ya da aynı Kanun'un 244/4 maddesindeki “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” maddesindeki suçlardan birisini oluşturacaktır. Sanığın arayüz kullanarak hileli vasıtalarla katılanın hesap bilgilerini ve şifresini elde ettiği ve sonrasında bu bilgilerle kendi hesabına para havale ettiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. Sanık ilk olarak katılanın hesabına ve şifresine arayüz kullanarak hile ile erişmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferini gerçekleştirmiştir. Bu durumda katılan hataya ve hileye banka hesabına internet sitesi ile giriş yapmak istediği sırada bu bilgileri elde etmek için düşürülmüştür. Sanığın hilesi ile herhangi birisine para transferi yapmak üzere aldatılmak suretiyle bu tuzağa düşürülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirlediği ilkelerden birisi de; yukarıda izah edildiği üzere, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekliliğidir. Olayımızda katılan yalan ve hile olduğu kabul edilen eylemlerle herhangi bir para transferi yapmamıştır. Aldatma öğesi olan banka arayüzü ile hesap bilgilerinin çalınmasına sebebiyet vermiştir. Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. Bu eylem, ancak sübutu hâlinde, 5237 sayılı Kanun'un 136. maddesindeki kişisel verilerin haksız şekilde elde edilmesi suçunu oluşturur. Sanık hileli vasıtalarla elde ettiği bu bilgilerle katılanın haberi ve bilgisi olmadan, para transferi sırasında bizzat katılanın iradesini fesada uğratacak bir eylemde bulunmadan, katılanın hesabından bu bilgilerle para transferini bizzat kendisi yapmıştır. Katılanın hesabındaki paranın eksiltilmesinin sebebi katılanın iş ve işlemleri ile yanıltılmış iradesinden kaynaklanmamaktadır, tam tersine sanığın hileli ve haksız şekilde elde ettiği bilgilerle yeni bir işlem yaparak katılanın hesabının eksiltilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle eylemin para transferi sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine sanığın katılandan haksız olarak elde ettiği bilgilerle bizzat transfer işlemini kendisinin yapıp tamamlaması nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığın katılan ...'a yönelik eylemi bakımından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tayin edilen suç vasfında bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, ayrıca katılan ...'un hesabından gönderilen paranın gönderildiği diğer katılan ... 'e ait hesaba bloke konması sebebiyle paranın çekilememesi şeklinde gerçekleşen olayda, katılanın hesabından rızası dışında EFT yoluyla havale yapıldığı, durumun anlaşılması üzerine diğer katılanın hesabına bloke konulduğu ve sanığın parayı çekemediği, ancak EFT ile sanığın fiili hakimiyet alanına geçtiği ve suçun tamamlandığı, bu andan sonra sanığın parayı çekememesinin suçun tamamlanmış olmasına etki etmeyeceği anlaşılmakla, sanığın katılan ...'a yönelik eylemi tamamlandığı hâlde, teşebbüs hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararında, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararları hukuka uygun bulunduğundan, katılan ... vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararlarına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye kısmen uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla