İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/5678 Karar: 2025/12510 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/5678 K.2025/12510

2. Ceza Dairesi 2025/5678 E. , 2025/12510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/450 E., 2022/963 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavc

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/5678 E. , 2025/12510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/450 E., 2022/963 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavc

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/5678 E. , 2025/12510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/450 E., 2022/963 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/44183 sayılı kanun yararına bozma isteminin; Nitelikli hırsızlık suçu bakımından sanıklar ... ve ... yönünden yapılan incelemede, 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; çağdaş ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiğine yönelik karar verildiği nazara alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, hırsızlık suçunun geceleyin işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, suçun alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği, bu nedenle sanıklar için zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak savunma hakları kısıtlanmak suretiyle hüküm kurulmasında, 2-Kabule göre de, 17/04/2019 tarihli suça konu eylemin saat 20.04 sıralarında gerçekleştiği, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, kalıcı yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, suç tarihinde gece vaktinin saat 20.52'de başladığının anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde tartışılmadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 143. maddesi uygulanmak suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayininde, İş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçu bakımından sanık ... ve ... yönünden yapılan incelemede, 1-Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 07/05/2019 tarihli ve 2019/7238 esas sayılı iddianamesi ile adı geçe sanık ...'nin müşteki ...'a yönelik iş yeri dokunulmazlığını ihlal ettiği iddiası ile kamu davası açılmasına karşın, Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2022 tarihli kararının 3 ve 5. hüküm fıkralarında aynı eyleme ilişkin iki ayrı mahkumiyet hükmü kurularak hükümler arasında çelişki oluşturulmasında, 2-Kabule göre de, 17/04/2019 tarihli suça konu eylemin saat 20.04 sıralarında gerçekleştiği, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, kalıcı yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, suç tarihinde gece vaktinin saat 20.52'de başladığının anlaşılması karşısında; işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçunun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde tartışılmadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4. maddesi uygulanmak suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayininde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ve ayrıca hırsızlık suçu ile birlikte işlenen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Dosya kapsamında yer alan kamera kayıtlarına göre, 17.04.2019 tarihli suça konu eylemin saat 20.04 sıralarında gerçekleştiğinin, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, kalıcı yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, suç tarihinde gece vaktinin saat 20.52'de başladığının anlaşılması karşısında; hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde tartışılmadan sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 143. Maddesinin ve aynı Kanun'un 116/4. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Sanık ... hakkında katılana yönelik eylemi nedeniyle, 1 kez iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan hüküm kurulması gerekirken, 3 numaralı hüküm fıkrasında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/2, 119/1-c ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, aynı eylemle ilgili olarak, 5 numaralı hüküm fıkrasında ise, sanık hakkında aynı Kanun'un 116/4, 119/1-c ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle 2 ayrı mahkûmiyet hükmü tesis edilerek hükümler arası çelişki oluşturulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2019/450 Esas, 2022/963 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Nitelikli (gece) hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyet; sanıklara zorunlu müdafi atanmadan yargılama yapılmış, gece vakti tartışılmadan TCK 143 uygulanmış ve aynı eylem için iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Hukuki İlke: TCK 142/2-h ve 143 uyarınca nitelikli hırsızlıkta cezanın alt sınırı 5 yıldan fazla olduğundan CMK 150/3 gereği zorunlu müdafi atanmalı, birlikte işlenen işyeri dokunulmazlığı savunmanın bölünmezliği ilkesine tabi tutulmalıdır; gece vakti işlendiği denetime elverişli tartışılmadan TCK 143 uygulanamaz ve aynı eyleme iki hüküm kurulamaz.

Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma

Dava Strateji Notu: Nitelikli hallerle alt sınırı 5 yılı aşan hırsızlıkta zorunlu müdafi atanmaması mutlak bozma nedenidir; gece vakti güneşin doğuş/batış çizelgesiyle somut olarak belirlenmeli, aksi halde TCK 143 artırımına itiraz edilmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla