Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2026/1660 E. , 2026/5406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/215 E., 2022/162 K. SUÇLAR : Hırsızlık, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜ
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2026/1660 E. , 2026/5406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/215 E., 2022/162 K. SUÇLAR : Hırsızlık, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155292 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; 1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" başlıklı 196/1. maddesinde yer alan, "Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir." şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olayla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/6-434 esas, 2022/520 sayılı ilamında yer alan, "Manisa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl Mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanık ...’ın, hükmün açıklandığı 05.06.2015 tarihli son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde Mahkemesince yerine getirilmesine ve ulaşılan bu sonuç karşısında sanığın mala zarar verme suçuna ilişkin cezasının infazının durdurulması ile tahliyesine karar verilmelidir." şeklindeki açıklamalar birlikte nazara alındığında; Somut olayda, yargılama aşamasında 24.09.2021 tarihinde sorgusu yapılan sanığın 5271 sayılı Kanun'un 196/1. maddesi uyarınca duruşmalardan vareste tutulmaya yönelik talebinin bulunmadığı, Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 24.03.2022 tarihli kararının sanığın yokluğunda verildiği, böylece, anılan karar tarihinde başka suçtan Adana 2 Nolu Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ancak kovid 19 izni nedeniyle cezaevinde olmadığı anlaşılan sanığın, kısa kararın okunduğu oturumda hazır edilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesinde, 2- Yine benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23/02/2021 tarihli ve 2020/9634 esas, 2021/3097 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Sanığın, 30.02.2019 tarihli duruşmada müştekinin zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece, aynı celse mahkumiyetine karar verilerek, sanığa zararı gidermesi için makul bir süre ve imkan verilmeden hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeni ile anılan hususa yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan kabulü..5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmasına..." şeklindeki açıklamalar ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, " (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.... (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Sanık ...'un 24.09.2021 tarihli alınan savunmasında oluşan zararı gidermek istediğini açıkça beyan ederek etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun anlaşıldığı ve bu hususta mahkemesince zararı gidermesi için sanığa gelecek celseye kadar süre verildiği, müşteki hakkındaki talimatın bila ikmal iade edilmesi nedeniyle kovuşturma aşamasında dinlenilmesinden vazgeçildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından, mahkemece ödeme yeri belirlerek sanığa uygun süre verilip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıklara yönelik olarak gidilebilir. 2. Sanık tarafından inceleme konusu karara yönelik 07.03.2024 tarihli dilekçe ile eski hâle iade talebinde bulunulduğu, Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli ek kararıyla itiraz yolu açık olmak üzere talebin reddine karar verildiği, sanığın itirazı üzerine de Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli ve 2024/300 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, ancak eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Kanun'un 42/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesine ait olmasına göre, Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ek kararı ile itirazın reddine dair Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının yok hükmünde olduğu ve dosyanın istinaf yoluyla Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi gerektiğinden inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.