İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2026/3352 Karar: 2026/4699 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2026/3352 K.2026/4699

2. Ceza Dairesi 2026/3352 E. , 2026/4699 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1337 E., 2025/1115 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemes

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2026/3352 E. , 2026/4699 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1337 E., 2025/1115 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemes

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2026/3352 E. , 2026/4699 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1337 E., 2025/1115 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, eylemin 142/2-h maddesi kapsamında kalmadığına, suçun manevi unsurunun oluşmadığına ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık müdafii duruşmalı inceleme talebinde bulunmuş ise de, hükmolunan cezanın miktarı yönünden 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereğince duruşma talebinin reddine karar verilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Keban Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2022/43 Esas, 2022/100 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.12.2024 tarihli ve 2023/131 Esas, 2024/2596 Karar sayılı kararı ile “... a) Kolluk tarafından tanzim edilen 20.04.2022 tarihli olay yeri görgü tespit ve araştırma tutanağı ile 20.04.2022 tarihli yakalama tutanağında suçta kullanılan aracın devriye görevi esnasında şüpheli araç olarak durdurulduğu, araç içerisindeki şahıslara araçtaki malzemelerin nereden alındığı ve kime ait olduğu sorulduğunda sanık ...'ın ...' da şoför olarak çalıştığını, malzemeleri ... hurdalığından izinsiz olarak aldıklarını, bunları yeğeni olan ... ile araca yüklediklerini beyan ettiğinin belirtildiği gibi aynı tutanak içeriklerinde yapılan araştırmada ... santralinde görevli kimsenin bu durumdan haberdar olmadığının belirtilmesine karşın söz konusu ... firmasında özel güvenlik görevlisi olarak çalışan tanıklar ... ve ...'ın alınan beyanlarında kapı sesi duyduklarını, aracı şüpheli görüp hırsızlık olabileceğini düşünerek jandarmaya haber verdiklerini beyan ettikleri, bu şekilde tanık beyanları ile kolluk tarafından tanzim edilen tutanak içerikleri arasında çelişki olduğu; sanığın söz konusu hırsızlık eyleminin ortaya çıkmasına ve yakalanan suça konu malzemelerin iadesine katkı sağlayıp sağlamadığı hususu anlaşılamadığından söz konusu tutanakları tanzim eden tutanak mümzilerinin tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanlarına başvurulup kendilerine tutanak içerikleri ve tanık güvenlik görevlilerinin beyanları okunarak aracı ne şekilde tespit ettikleri, kendilerine ihbar yapılıp yapılmadığı, ihbar içeriğinin nelerden ibaret olduğu, aracın durdurulması üzerine sanıkların davranış ve eylemlerinin nelerden ibaret olduğu hususlarının sorularak sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 168 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile TCK'nın 168 maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilmeden ve koşulları varsa etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan karar verilmesi, b) Dosya içerisinde olay yerine ilişkin herhangi bir görgü ve tespit tutanağı veya olay yeri inceleme raporunun bulunmadığı, katılan, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanlarından olay yerinin mahiyetinin, etrafının çevrili veya kapalı olup olmadığının, kilitli olup olmadığının yeterince anlaşılamadığı ve mahkemece keşif de yapılmadığının anlaşılması karşısında; suça konu hurda malzemelerin hırsızlandığı yerin eklenti durumunda olup olmadığı, etrafının çevrili olup olmadığının, kilitli olup olmadığının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde sorularak ve gerekirse olay yerinde keşif de yapılarak hırsızlığa konu alanın TCK'nın 142/2-h maddesi kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerektiği halde eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.12.2024 tarihli ve 2023/131 Esas, 2024/2596 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Keban Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.03.2025 tarihli ve 2024/155 Esas, 2025/29 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla