KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2006/1621 E., 2006/7267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Torbalı 1.A.H.(Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 24.6.2005
- Numarası
- 1403-413
- Dava türü
- Boşanma
- Temyiz eden
- Taraflar
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün * duruşmalı temyiz eden F. K. vekili Av. H. Ç. geldi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle * kadını eşi ile yurt dışına gitmek için evlendiğini "Allahın cezası adam, yurt dışına gidince kendisine tekme vuracağını" söylediği, kocanın da birlik görevini yerine getirmediği, bu evliliğin bittiğini ifade ettiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan hadiselerde eşlerin eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, kocanın davası da kabul edilip boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Tarafların karşılıklı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK. m. 166 f. I-II) davası açtıkları, davacı-davalı kadının davasının kabulüne, davalı-davacı kocanın davasının reddine karar verildiği, hükmün taraflarca temyiz edildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.
Çekişme nedir?;
Davalı-davacı kocanın tanıklarının anlatımına dayanılarak davalı-davacı kocanın da davasının kabulüne karar verilmesi istenilemez düşüncesinde olduğumdan değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.
Davacı-davalı kadının boşanma davası 22.10.2003 tarihinde, davalı-davacı kocanın boşanma davası ise 5.3.2004 tarihinde açılmıştır.
Anlatımı bozma kararına esas alınan tanıklar 1.3.2005 tarihinde dinlenmişlerdir. Tanıklar Mayıs-2004 tarihinde “davadan sonra” meydana gelen olaylar hakkında bilgi vermektedirler.
Boşanma davasından sonraki olaylar hükme esas alınamaz. (Y2HD, 13.6.2005, 5995-9026, Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 345)
Kabul şekli bakımından;
Davacı-davalı kadının “kocasının yanına” yurt dışına gitmek istemesi ve bu amaçla evlenmesi onun doğal hakkıdır. Davacı-davalı kadının kendisini yurt dışına götürmeyen kocasına yönelik sözleri Türkiye’de bırakılmış/terk edilmiş/aranıp sorulmamış olmasına yönelik “tepki niteliğindeki” sözlerdir. Dairemin “yerleşik uygulamasına” göre tepki niteliğindeki sözlere dayanılarak boşanma kararı verilemez.( Y2HD, 05.07.2002, 8102-9022, GENÇCAN-Boşanma-2, s. 353)
Bu sebeple kocanın davasının reddi konusunda yerel mahkeme hakimi ile “aynı görüşü” paylaşıyorum.
Değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/1621, K. 2006/7267, 10 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama