İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /2. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 2. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/8410 K.2006/17045

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Esas2006/8410Karar2006/17045Tarih6 Aralık 2006Okuma6 dk · 1.101 kelime

KÜNYE

2. Hukuk Dairesi 2006/8410 E., 2006/17045 K.·Dava Türü

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Aralık 2006
Mahkemesi
Aile Mahkemesi (Küçüğün Annesi)
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.101 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 427/6. maddesi; kesin olarak verilen hükümlerle, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükümlerin Adalet Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceğini hükme bağlamıştır.

9.6.2004 günlü olup 9.9.2005'te kesinleşen; küçük Esin'in babası Ekmel'in hanesine tesciline ilişkin babalık hükmünden sonra, 29.4.2006 tarihinde 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu Yürürlüğe girmiş, kanunun geçici 5. maddesinde, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar babalığa hüküm sonucu, annenin hanesine tescil edilen çocukların, baba hanesine, ana ve babanın birinin talebi ile kaydedilebileceğini, yine Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesinin 183/1. maddesi de, çocuğun daha önce ananın hanesine kayıtlı olması halinde, ana, babanın beyanı aranmaksızın baba hanesine taşınacağını belirtmiştir. İncelenen kayıtlardan hakkında babalık kararı verilen küçük Esin'in anne hanesinde kayıtlı olduğu görülmektedir.

Yazılı emir sonucu bozulması istenilen kararın yürürlükteki hukuka aykırılığı bulunmamaktadır. Açıklanan sebeple de isteğin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenler gereğince kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, oyçokluğuyla karar verildi. 06.12.2006 (Çrş.)

KARŞI OY YAZISI

Babalık davasında, davanın kabulüne karar verilerek “davalının, küçük Esin’in babası olduğunun tespitine ve küçük Esin’in davalı nüfusuna tesciline” karar verilmiştir.

Değerli çoğunluk tarafından bir “babalık davasında” 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun “geçici olmayan” maddelerinde hiçbir değişiklik olmadığı halde Dairemin bugüne kadar olagelen uygulamasından farklı olarak babalığına hükmedilen çocukların “baba hanesine” tesciline ve “baba soyadını” taşımasına olanak veren bir sonuca varılmıştır.

“Olması gereken” hukuk açısından bir sorun yoktur. “Olan hukuk” açısından durum farklıdır.

Dairem uygulamasında çocuğun baba hanesine tesciline “engel hüküm” 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda yer alan m. 321 hükmüdür: “Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır.”

Yerleşik uygulamamıza bir örnek vermek gerekirse:

“Türk Medenî Kanununun 321. maddesi ile “ Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını taşır.” hükmü getirilmiştir. Bu nedenle, davalı İbrahim Sami Karakoç’un küçük Aren Demirhan’ın babası olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken babasının soyadının taşımasını sağlayacak şekilde, baba hanesine kaydedilmesine de karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” (Y2HD, 13.10.2003, 12266-13350, Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Ankara 2004, Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s. 1461)

Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 321 hükmü 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun m. 28 hükmü ile “tanınan çocuklar” yönünden örtülü olarak değiştirilmişse “babalık hükmü alanlar” yönünden bir değişiklik söz konusu değildir. Değerli çoğunluğun kararı ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 321 hükmü “babalık hükmü alanlar” yönünden de örtülü olarak kaldırılmış gözükmektedir.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 321 hükmüne göre babalık hükmü alanlar yönünden çocuk, ana ve baba evli olmadığından “ananın soyadını” taşıyacağı halde değerli çoğunluğun bu kararı ile “babasının soyadını” taşır duruma gelmektedir/getirilmektedir. Başka bir anlatımla çocuğun “ana soyadı” kaybettirilmiştir/kaybettirilmektedir.

Evlilik dışı çocuk neden “ana soyadı” yerine “baba soyadını “almaktadır?/almak zorunda bırakılmaktadır? Baba soyadının ne özelliği vardır ki “evlilik dışı” bir çocuk için “babalık hükmü alanlar” yönünden de bu uygulamaya geçilmiştir/geçilmektedir? Kadın erkek eşitliği açısından bakıldığında “evlilik dışı çocuk” açısından ana soyadı ile baba soyadının birbirine üstünlüğünden söz edilemez.

Değerli çoğunluğun 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu (Resmi Gazete: 29 Nisan 2006 - Sayı : 26153) Geçici Madde 5 hükmüne dayanması da olanaksızdır.

Gerçekten Geçici Madde 5 hükmü ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 321 hükmü “babalık hükmü alanlar” yönünden de yürürlükten kaldırılmış mıdır? Başka bir anlatımla babalık davalarında bundan sonra ana hanesine tescil edilen çocukların babalığa hüküm kararı sonucu “baba hanelerine nakline” karar verilmesi bir zorunluluk mudur/“emredici” bir hüküm müdür?

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu Geçici Madde 5 hükmüne göre “Bu Kanun ‘yürürlüğe girinceye kadar’ tanıma beyanı veya babalığa hüküm kararı sonucu ana hanesine tescil edilen çocukların baba hanelerine nakline ana ve babanın birinin, çocuk ergin ise kendisinin ‘müracaatı’ aranır.”

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun “geçici olmayan” m. 28 hükmü evlilik dışı çocuklardan sadece “tanınan çocuklara” yönelik bir düzenleme yaparak “Tanınan çocuklar babalarının hanesine baba adı ve soyadı ile analarının kimlik ve kayıtlı olduğu yer bilgileri belirtilmek suretiyle tescil edilir.” hükmünü getirmiştir.

Aynı olanak babalığa hüküm kararı alınan çocuklardan “bilerek ve isteyerek” esirgenmiştir. Kanun koyucu böyle bir düzenleme isteseydi geçici olmayan ya da başka bir anlatımla kalıcı maddeler ile aynı tanınan çocuklar da olduğu gibi bir düzenlemeyi elbette getirebilirdi.

Aksine Kanun koyucu sadece “geçici madde” ile yalnızca önceden babalık kararı almış olanlara ve üstelik müracaat edilirse bu olanağı vermiştir.

Kanun koyucunun sonuç olarak esirgediği bu düzenleme “içtihaden” getirilebilir mi? Bu konuda Kanun değişikliği yapıldığında –ki bu değişikliğin yapılacağını şimdiden söylemek önbilicilik sayılamaz- bu işin içtihaden yapılamayacağı da örtülü olarak deklare edilmiş olacaktır.

Kanun koyucu babalığa hüküm kararı sonucu ana hanesine tescil edilen çocukların baba hanelerine nakline sadece “geçici” bir maddeyle açıklık getirdiği için bu konuda açık bir düzenleme yapılmadığı sürece böyle bir uygulama “geçici madde/kalıcı madde bağlamında” 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu “sistematiğine aykırılık” oluşturacaktır.

Kanun koyucu 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun yürürlüğe girdiği 29 Nisan 2006 tarihinden önce babalığa hüküm kararı alan ergin çocukların “ana soyadını” terkedip baba hanelerine naklinin ancak “müracaatları” durumunda gerçekleştirileceğini açıklamıştır. Çocuk ergin değilse ana ve babanın birinin “müracaatı” zorunludur. Oysa tanımaya ilişkin “kalıcı düzenlemede” böyle bir “müracaat” koşulu aranmamıştır.

Başka bir anlatımla 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu Geçici Madde 5 hükmüne göre hiçbir “müracaat” yoksa çocuk “ana soyadını” taşımaya devam ederek ana hanesine kalmaya devam edecektir. Müracaat yoksa “ana hanesinde” ve “ana soyadı” ile kalınmasından doğrusu hiç de rahatsız olunmamıştır.

Kanun koyucu ergin çocuğa “seçenek” sunmaktadır. İster “ana soyadını” taşı ve ana hanende kal, ister “baba soyadını” taşı ve baba hanesine geç. Böyle bir uygulamanın çocuğun yararlarına uygunluğu tartışılamaz bile. Her ergin çocuk kendi sosyal statüsü ve şartlarına göre durumunu kendi değerlendirir ve sonucuna göre tercihini kullanabilir

Değerli çoğunluk “babalık hükmü alanlar” yönünden “geçici” maddeyi “kalıcı” bir maddeye dönüştürdüğü gibi geçici maddede yer alan “müracaat” koşulunu da tanımaya paralellik kurmak üzere kaldırmış olmaktadır. Bu çaplı bir uygulama ancak bir “yasama tasarrufuna” konu teşkil edebilir.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 321 hükmü “babalık hükmü alanlar” yönünden yürürlükte olup 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu Geçici Madde 5 hükmüne göre bu Kanun yürürlüğe girinceye kadar alınmış bir babalığa hüküm kararı da bulunmadığından, kaldı ki böyle bir karar olsa bile nakil zorunlu olmayıp bir müracaat gerekeceğinden hükmün “.......babası olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken babasının soyadının taşımasını sağlayacak şekilde, baba hanesine kaydedilmesine de karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” şeklinde Dairemin yerleşik uygulaması doğrultusunda “kanun yararına bozulması” görüşünde olduğumdan değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/8410, K. 2006/17045, 6 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/8410
Karar No
2006/17045
Tarih
6 Aralık 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2006/8415 K.2006/10317
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2006/8416 K.2006/10319
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2006/8421 K.2006/12505
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2006/8428 K.2006/15196
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2006/8431 K.2006/16871
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2006/8431 K.2006/10806

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.