KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2007/6331 E., 2008/5733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Tazminat
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının Türk Medeni kanununun 174/2 maddesine dayalı manevi tazminatın reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2- Katkı ve katılma alacağı istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Boşanma davası 4.4.2005 tarihinde kesinleşmiş, davacı 14.4.2006 tarihinde davasını açmıştır.
Davalı vekili 20.06.2006 havale tarihli dilekçesinde Türk Medeni Kanununun 178. maddesinde yazılı bir yıllık süre geçtiğinden bahisle zamanaşımı definde bulunmuş, mahkemece dava tarihi ile boşanma hükmünün kesinleştiği tarih arasında bir yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 178.nci maddesinde yeralan bir yıllık zamanaşımı süresi, boşanmanın ferisi olan tazminat ve nafaka taleplerine ilişkindir.
Katkı ve katılma payı alacağının zamanaşımı konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda bir hüküm mevcut değildir. Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca; kural olarak alacak davaları on senelik zamanaşımına tabidir. Borçlar Kanununun 125. maddesindeki “bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir” hükmündeki (her dava) sözcüklerini “bütün alacaklar” tarzında anlamak gerekir.
Zamanaşımının başlangıcı da mal rejiminin sona erdiği tarihtir. (MK.m.225) Türk Medeni Kanununun genel nitelikli hükümler kenar başlığını taşıyan 5. maddesi uyarınca Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Olayda, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Bu nedenle davalının zamanaşımı def’inin reddi ile işin esası hakkında gösterilecek deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekir. Açıklanan sebeplerle sayın çoğunluğun bozma doğrultusunda oluşan görüşüne iştirak etmiyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/6331, K. 2008/5733, 21 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama