KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2007/9987 E., 2008/8287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Adana 4. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 21.02.2007
- Numarası
- Esas no: 2006/134 Karar no: 2007/165
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda eşine sürekli şiddet uygulayan ve onu kovan davacı kocanın daha ziyade; davalının da davacıyı tehdit ettiği gerçekleşmekle, azda olsa kusurlu olduğunun anlaşılmasına; Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının mevcut olmasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerini , birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.Md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak *davalı yararına yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen *davalının ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. 4 BK. 42,43,44,49) dikkate alınarak *davalı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/9987, K. 2008/8287, 9 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama