KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2009/18379 E., 2010/21079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 17.03.2009
- Numarası
- Esas no: 2006/80 Karar no:2009/456
Karar Metni
265 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı, davalılardan N.in karısı, diğer davalılar M.ve E.ise oğlu ve gelini olduklarını, eşi N.'le aralarında devam eden boşanma davası bulunduğunu, tapuda kendi adına kayıtlı olan (27) parsel numaralı "mesken" niteliğindeki taşınmazı davalıların fuzuli işgal ettiklerini ileri sürerek davalıların müdahalesinin men'ine ve ecrimisile karar verilmesini istemiş; mahkemece; "davada aile mahkemesinin görevli olduğu" belirterek görevsizlik kararı verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre mahkemece verilen görevsizlik kararı davacının eşi N.bakımından doğrudur. Davacının, davalı N.hakkındaki temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmemiştir..
2-Davacının, diğer davalılara ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davalılardan M.davacının oğlu, E.ise gelinidir. Dava konusu taşınmazın kayden davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, Türk Medeni Kanununun 683.maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanarak oğlu ve gelinin taşınmaza elatmalarının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemektedir. Davacı ile bu davalılar arasındaki uyuşmazlığın çözümü genel hükümlere tabi olup, aile mahkemesi görevli değildir (4787 s.K.md.4/1). Öyleyse davalılar M.ve E.hakkındaki davanın tefrik edilip, taşınmazın değeri dikkate alınarak genel görevli mahkemenin belirlenmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden bunlara karşı açılan dava yönünden de aile mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/18379, K. 2010/21079, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama