KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/18495 E., 2012/2117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Turgutlu 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 23.11.2009
- Numarası
- Esas no:2008/591 Karar no:2009/805
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı (koca) tarafından reddedilen kendi boşanma davası ile kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'ileri ve kabul edilen ziynet alacağı davasına; davalı-davacı (kadın) tarafından ise; tedbir nafakası ve tazminatların miktarına yönelik temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 7.2.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı S.
Ö.. vekili Av. H. H..geldi. Karşı taraf temyiz eden davacı-davalı M. Ö.. ile vekilleri gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-davalı (koca)'nın temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
a)Mahkemece, davacı-davalı (koca) tamamen kusurlu kabul edilerek boşanma davasının reddine, davalı-davacı (kadın)'ın boşanma davasının ise kabulüne, karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-davalı (koca)'nın eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve çalışması yönünde baskı yaptığı, davalı-davacı (kadın)'ın ise eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davacı-davalı (koca) daha fazla kusurlu kabul edilmelidir. Her iki taraf da boşanma isteğiyle dava açtığına göre, evliliğin devamında yarar kaldığından söz edilemez. Bu durumda, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davası bakımından, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları gerçekleşmiştir.
Açıklanan nedenlerle boşanmaya davacı-davalı (koca)'nın boşanma davasının da kabul edilmek suretiyle karar vermek gerekirken, reddine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
b-Davalı-davacı, ziynetlerle ilgili olarak ayın isteğinin mümkün olmaması halinde, bedel olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL. talep etmiş, bedele ilişkin talebini arttırma konusunda ıslah (HUMK.m.83-90; HMK.m.176-182) isteğinde de bulunmamıştır. Bu durumda, mahkemece bedel olarak bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken, bedel isteği bakımından talepten fazlasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup (HUMK.m.74, HMK.m.26), bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı-davacı (kadın)'ın temyiz itirazlarına yönelik incelemeye gelince;
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1) geçimine, (TMK md.185/3) malların yönetimine (TMK. md. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.md.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK.md.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı-davacı (kadın) yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/18495, K. 2012/2117, 7 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama