KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/20967 E., 2011/21185 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ankara 3. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 16.06.2010
- Numarası
- Esas no:2008/70 Karar no:2010/827
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kocanın tüm, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışıda kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediği doğal olmayan yollardan kızlığını bozarak eşine cinsel şiddet uyguladığı, eşini babaevine bıraktığı ve yargılama sırasında bir başka kadınla evlilik dışı ilişkiye girdiği, davalı-davacı kadının ise eşine hakaret ettiği ve bedduada bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kocanın daha fazla kusurlu bulunduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Boşanma Hukukunda "davadan sonraki" olayların hükme esas alınacağı konusunda pozitif hukukta bir usul normu bulunmamaktadır. Boşanma davası açılmasından sonra gerçekleşen olayların hükme esas alınması yönünde bir uygulamanın başlatılması durumunda eşlerin "sonsuz sayıda" delil listesi sunarak boşanma davalarını kilitleyecekleri izahtan varestedir. Boşanma hukukunda dava açılmasından sonra oluşan "yeni olaylar" ancak "yeni bir boşanma davasının" konusunu oluşturur. Bilimsel öğretide de boşanma davasının açılmasından sonra oluşan olayların da hükme esas alınabileceği konusunda bir görüş (TMK.md.1/3) bulunmamaktadır. Değerli çoğunluğun farklı görüşüne katılabilme olanağım bulunmamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/20967, K. 2011/21185, 7 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama