KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/21846 E., 2011/22040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sungurlu Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 27.07.2010
- Numarası
- Esas no:2008/315 Karar no:2010/286
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki boşanma davaları ve nafaka davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davacı-davalı koca tarafından; velayet, tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, maddi ve manevi tazminat, faiz ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kocanın temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-davacı kadının temyizinin incelenmesine gelince;
a) Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi eşine şiddet uygulayan ve birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı-davalı koca tamamen kusurludur. Davalı-davacı kadının ise kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır.
Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının kusurlu olmadığı, mahkemenin manevi tazminata ret gerekçesinin aksine bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 BK. md. 42,43,44,49) dikkate alınarak davalı-davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b)Davalı-davacı kadının maddi tazminat talebi de bulunmaktadır. Bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
c)Davalı-davacı kadının birleşen nafaka davası kabul edildiği halde, kendisini vekille temsil ettiren davalı-davacı kadın yararına bu dava yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/21846, K. 2011/22040, 14 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama