KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/882 E., 2011/2043 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Beyoğlu 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 29.06.2009
- Numarası
- Esas no: 2008/247 Karar no:2009/376
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, tazminatlar, nafaka ve ziynet eşyası alacağı yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Davalı-karşı davacı kadının temyizi yönünden;
Temyiz edilen karar temyiz eden davalı-karşı davacı kadına 23.09.2009 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK.md.432) l5 günlük süre geçtikten sonra 14.10.2009 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 432.maddesine göre, temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise, temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Ne var ki Aile Mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtay'a gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanun ile değişik 432/4.maddesine göre, bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği(l.6.l990 günlü ve l989/3 Esas,l990/4 Karar sayılı) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple davalı-karşı davacı kadının temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Davacı-karşılık davalı kocanın temyiz itirazlarına hasren yapılan incelemeye gelince;
Kısa kararda nafaka, tazminatlar ve ziynet eşyası alacağına hükmedildiği halde, gerekçeli kararda bu yönlerden hüküm tesis edilmeyerek çelişki yaratılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 38l/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlışta olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli karardaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/882, K. 2011/2043, 9 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama