KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/14601 E., 2012/28418 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İzmir 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 08.04.2011
- Numarası
- Esas no:2010/915 Karar no:2011/356
Karar Metni
232 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi gereğince, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan eşin tasarrufu diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Bu rıza alınmadan, hak sahibi olan koca, taşınmazını, davalılardan S.O.verdiği vekaletname ile, 05.10.2006 tarihinde diğer davalı R.Ç.satmıştır. Taşınmazın devredildiği tarihte, tapu kütüğünde aile konutu olduğuna dair şerh bulunmadığına göre, devralan 3. kişinin kazanımı, iyi niyetli olması halinde korunur (TMK md. 1023).
Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, aslolan iyi niyetin varlığıdır. Ancak durumun gereklerine göre, kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse de iyi niyet iddiasında bulunamaz (TMK md. 3). İyi niyetin varlığı asıl olduğuna göre, devralanın kötü niyetli olduğunu kanıtlama yükü, iddia eden davacıya düşer (TMK md. 6). Davacı, devralan R.Ç.kötü niyetli olduğunu gösteren bir delil ileri sürememiştir.
Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince, devralan 3. kişinin kazanımı korunacaktır. Öyle ise davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
KARŞI OY YAZISI
Malik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan işlem (TMK md. 194) kesin hükümsüzdür.Farklı düşünüyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/14601, K. 2012/28418, 28 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama