KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/22346 E., 2012/23510 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Aksaray 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 27.9.2011
- Numarası
- Esas no:2010/759 Karar no:2011/756
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ıspatla yükümlüdür (TMK.md.6). Davacı ipotek tesis edilen konutun aile konutu olduğunu ve ipotek alacaklısının iyi niyetli olmadığını kanıtlamak zorundadır. Mahkemece davacıya bu konudaki delillerini, davalılara da karşı delillerini bildirmesi için süre verilip gösterdiği taktirde delillerin toplanıp, tanıklarının dinlenmesi delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığı yönünde bir çekişme bulunmadığı halde bu konuda delil toplanması görüşünü sergileyen değerli çoğunluğun düşüncesine katılabilme olanağım bulunmamaktadır. Açık rızanın varlığı kanıtlanamadığına göre yerel mahkemenin kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. Farklı düşünüyorum.
KARŞI OY YAZISI
Davalı bankanın, dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığına ilişkin bir itirazı bulunmamaktadır. Davalı banka, davacının dava konusu taşınmaza ipotek konulmasına muvafakati olduğunu savunmuştur.
Dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu konusunda bir çekişme bulunmadığına göre davacıdan dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu kanıtlamasını istemenin hayatın olağan akışına ve hukuk mantığına uygun düşmeyeceği kanısındayım.
Ve yine davalı bankanın, iyi niyetli olduğu, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu bilmediği yönünde bir savunması bulunmadığına göre, davacıya davalı bankanın kötü niyetli olduğunu kanıtlama külfeti yüklemenin de hukuk mantığı ve olağan yaşam deneyimleriyle bağdaşmayacağı görüşündeyim.
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. Farklı düşünüyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/22346, K. 2012/23510, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama