KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/22462 E., 2012/18370 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Karabük 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 10.10.2011
- Numarası
- Esas no:2010/704 Karar no:2011/867
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı kadın tarafından tazminatlar, nafakalar ve vekalet ücreti yönünden; davalı-davacı koca tarafından ise kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'ileri, kendisinin reddedilen boşanma davası ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda kusurun tamamen davalı-davacı kocada olduğu tespit edilip, davacı-davalı kadının davasının kabulüne, davalı-davacı kocanın davasının reddine karar verilmişse de; davalı-davacı kocanın eşine fiziksel şiddet uygulaması ve ona ağır sözlerle hakaret etmesine karşılık, davacı-davalı kadının da eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve bu eyleminden dolayı ceza mahkemesince de mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararı karşısında, artık davacı-davalı kadının kocasına karşı gerçekleştirdiği fiziksel şiddet olayı yok sayılmaz (Borçlar Kanunu m. 53). Gerçekleşen bu olaylar karşısında; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sabit olmakla birlikte bu sonuca ulaşılmasında iki tarafın açıklanan davranışlarının etken olduğu; ancak davalı-davacı kocanın eşine göre daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Tarafların her ikisinin de boşanma isteğiyle dava açması karşısında, evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamış ve davalı-davacı kocanın karşı davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları oluşmuştur. Durum böyle olunca boşanmaya davacı-davalı kocanın karşı boşanma davasının da kabulü suretiyle karar verilmesi gerekirken; mahkemece yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/22462, K. 2012/18370, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama