KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/22734 E., 2012/18713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Gelibolu Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 27.10.2011
- Numarası
- Esas no:2009/158 Karar no:2011/261
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kocanın kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Davacı-karşı davalı kocanın boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Toplanan delillerden eşine ve müşterek çocuğa fiziksel şiddet uygulayan, eşine hakaret eden eşini tehdit eden ve kovan, davacı- karşı davalı kocanın, boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu, davalı-karşı davacı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir davranışın varlığının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır.
Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz.
Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacı-davalı kocanın tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-karşı davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davacı-karşı davalı kocanın boşanma davasının reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2- Davalı-karşı davacı kadının, kabul edilen boşanma davasındaki kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yukarıda belirtildiği üzere, davacı-karşı davalı koca, boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur. Hal böyle iken, mahkemece davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu kusur belirlemesine bağlı olarak, davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK. m. 174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK.m. 175) talebinin reddi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/22734, K. 2012/18713, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama