KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/1087 E., 2012/21403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Düzce Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 20.10.2011
- Numarası
- Esas no:2010/168 Karar no:2011/791
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı kadın tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece davacı-davalı kadın için, kocasına fiziksel şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği hususu kusur olarak yüklenmişse de; toplanan delillerden bu olaylardan sonra da tarafların bir süre birlikte yaşamak suretiyle evliliği devam ettirdikleri; bu tutumun sonucu olarak bu olayların davalı-davacı koca tarafından hoşgörüyle karşılanmış sayılması gerektiği anlaşılmaktadır. Hoşgörüyle karşılanan olaylara ise, boşanma sebebi olarak dayanılamaz.
Diğer yandan, davacı-davalı kadının dayısının kocaya tehdit içerikli telefon mesajları göndermesi olayını davacının istek ve katılımıyla gerçekleştirdiğine ilişkin bir delil mevcut olmadığından; bu olay da davacı-davalı kadına kusur olarak yüklenemez.
Buna karşılık, toplanan delillerden; davalı-davacı kocanın ortak konuttan askerlik hizmetini yapmak üzere ayrılıp eşiyle bir daha ilgilenmediği ve daha sonra eşinin yakınlarını arayıp "bu iş bitti" şeklinde beyanda bulunmak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, aşırı kıskançlık davranışı içine girip eşinin yakınları ve başkasıyla görüşmesine kısıtlama getirdiği; davacı-davalı kadının ise mahkemenin de sabit kabul ettiği gibi, aşırı kıskançlık göstererek doktor olan kocasını iş yerinde rahatsız ettiği anlaşılmaktadır.
Bu olaylar göz önüne alındığında; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına iki tarafın açıklanan kusurlu davranışları etken olmakla birlikte davacı-davalı kocanın eşine göre daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Gerçekleşen bu duruma göre; davalı-davacı kocanın davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi, davacı-davalı kadının davası bakımından ise Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi koşulları oluştuğundan; boşanmaya davacı-davalı kadının davasının da kabul edilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/1087, K. 2012/21403, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama