KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/14164 E., 2013/15407 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Kadıköy 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 29.03.2012
- Numarası
- Esas no:2011/652 Karar no:2012/281
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı (koca) tarafından; kadının birleştirilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 06.04.2013 günü temyiz eden davacı-karşı davalı Z..K.. ile vekili Av. ..ve karşı taraf davalı-karşı davacı N. K.vekili Av. C.H.geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-davalı koca, birleştirilen dava yönünden verdiği 24.01.2012 tarihli delil listesinde bildirdiği tanıklarını dinletmekten açıkça vazgeçmemiştir. Davacı-davalı kocanın tanıklarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 243. ve devamı maddelerinde gösterilen usul çerçevesinde dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Davacı (koca), Türk Medeni Kanununun 166/son maddesinde yer alan fiili ayrılık sebebine dayanarak, davalı da aynı Yasanın 166/1. maddesinde yer alan "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine dayanarak boşanma davası açmış, davalar birleştirilerek görülmüştür.
Davacı-davalı (koca)'nın kendi açtığı davada gösterdiği tanıklar dinlenmiş, kadın tarafından açılan birleştirilen dava için gösterdiği tanıklar dinlenmemiştir. Sorun, birleştirilen davada gösterdiği tanıkların dinlenmelerinin gerekli olup olmadığındadır.
Davacı-davalı (koca), kadının Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayanan birleştirilen boşanma davasına verdiği cevap dilekçesinde, fiili ayrılık süresi içinde kadının kusurlu kabul edilmesini gerektirecek bir vakıa ileri sürmemiş, reddedilen boşanma davasından önceki vakıalara dayanarak kadına kusur yüklemiştir. Bu durumda tanıklarını da sözü edilen vakıalar için gösterdiğinin kabulü gerekir.
Oysa, boşanma davasının reddine ilişkin karar o davanın "davalısı" (kadın)'ın kusursuz olduğu yönünde kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm karşısında, davacı-davalı (koca)'nın gösterdiği tanıklar aksi yönde beyanda bulunmuş olsa bile sonuca etkili olmayacaktır. Öyleyse mahkemece dinlenmemiş olmalarında bir usulsüzlük yoktur.
Bu hukuki durum karşısında, kendi boşanma davası kabul edilen koca'nın, birleştirilen davada gösterdiği tanıklarının dinlenmediğini ileri sürerek kadının boşanma davasını temyize getirmesi dürüstlük kuralına da (HMK.md.29/1) aykırıdır. Bu bakımdan davacı-davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilip, işin esası incelenmelidir. Bu sebeple sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/14164, K. 2013/15407, 4 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama