KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/14842 E., 2012/18477 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Antalya 5. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 01.12.2010
- Numarası
- Esas no:2010/566 Karar no:2010/1260
Karar Metni
280 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacının birlikte yaşadıkları süre içinde zaman zaman eşine fiziki şiddet uyguladığı, son olarak da 19.11.2001 tarihinde eşini ve yanındaki "A." isimli şahsı bıçakla yaraladığı, bu eyleminden dolayı mahkum olduğu, bu olaydan sonra tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladıkları ve yaklaşık on yıldır ayrı oldukları, davalının sözü edilen olaydan sonra da A.isimli şahısla zaman zaman görüştüğü, ortak çocukları E.ın arkadaşı olduğu ifade edilen bu şahsın davalının oğluyla birlikte oturduğu eve girip çıktığı, davalı hakkında bu kişiyle ilişkisi olduğuna dair yaygın söylentinin bulunduğu,
bu söylentiye de davalının açıklanan tutum ve davranışlarının yol açtığı anlaşılmaktadır. Davalının gerçekleşen bu tutum ve davranışı güven sarsıcı nitelikte olup, evlilikle bağdaşmaz. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir.
Bu sonuca ulaşılmasında davacı ağır kusurlu ise de, davalı da kusurlu olup, tarafların yaklaşık on yıldır fiilen ayrı yaşamaları da dikkate alındığında davalının, açılan davaya itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi şartları davada gerçekleşmiştir.Bu şartlar altında tarafları birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK m. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/14842, K. 2012/18477, 3 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama