KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/11835 E., 2014/18849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2014
- Mahkemesi
- İzmir 3. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 27.01.2014
- Numarası
- Esas no:2013/481 Karar no:2014/58
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalılardan Vakıfbank T.A.O tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, aile konutu olan taşınmaz üzerinde davalı eşi tarafından diğer davalı banka lehine kendi rızası alınmadan ipotek tesis edildiğini, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. Davalı banka iyiniyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacı kocanın rızası alınmadan davalı kadın adına tapuda kayıtlı olan ve aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiği belirtilerek, davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. İpotek tesisine ilişkin işlemden önce tapu kütüğünde "aile konutu” olduğuna dair bir şerh bulunmadığına göre, davalı bankanın ipoteğe ilişkin kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur ( TMK. md. 1023).
Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, ipoteğe ilişkin kazanımda davalı bankanın kötü niyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü, bunu iddia edene düşer (TMK. md. 6). Davacı, davalı bankanın kötüniyetli olduğunu gösteren bir delil getirememiştir. Bu durum nazara alınmadan davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
KARŞI OY YAZISI
Malik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan işlem kesin hükümsüzdür.
Üye Ömer Uğur Gençcan
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle, lehine ipotek tesis edilen banka, “tacir” olup, bu sıfatı gereği yasal olarak basiretli hareket etmekle yükümlü olmasına (e.TTK.md.20/2, 6102 s. TTK.md.18/2), bu yükümlülüğünün alacağına teminat olarak gösterilen taşınmazın fiili ve hukuki durumunu bilmeyi de gerektirmesine,
bu özeni göstermeyenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağına (TMK.md.3/2), vakıa ve karinelerden iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olanın kötüniyetli olduğunun diğer tarafa ispat ettirilmesine de lüzum bulunmadığına (14.02.1951 tarihli 17/1 sayılı içt. bir. kararı) göre, davalının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak etmiyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/11835, K. 2014/18849, 29 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama