KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/19316 E., 2015/3607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2015
- Mahkemesi
- İstanbul 6. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 29.05.2014
- Numarası
- Esas no:2013/516 Karar no:2014/401
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (koca) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, “evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bu sonuca davacının kusuru ile ulaşıldığı, davalının davaya karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, evliliğin devamında korunmaya değer yarar kalmadığı” gerekçesiyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacının Almanya'da yakını olan bir erkekle aynı evde fiilen karı-koca gibi birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Davalıya atfı mümkün hiç bir kusur gerçekleşmemiştir.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Mevcut olaylara göre, evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/19316, K. 2015/3607, 5 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama