KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/22005 E., 2015/8186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
366 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, taraflarca her biri kendi davası bakımından ve kadın lehine hükmedilen tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; davalı tarafından açılan karşı boşanma davası hakkında, cevap süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiştir. Süresinden sonra karşı dava açılması halinde, mahkemece red kararı değil, davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekir (HMK. m. 133/2) Bu bakımdan mahkemece karşı davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, her iki davanın tahkikatı birlikte yürütülmüş ve deliller birlikte toplanmıştır.
Tefrik kararı verilmesi durumunda da, davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması, dava ve karşı dava arasında bu sebeple bağlantının mevcut olması nazara alındığında birleştirilmelerine karar verilmesi gerekecektir.
Bu sebeple karşı dava hakkında tefrik kararı da verilmeyip, tahkikatın birlikte yürütüldüğü ve delillerin her iki dava bakımından birlikte toplanmış olduğu gözetilerek, dava ve karşı davanın birlikte sonuca bağlanması hem davaların esası hem de boşanmanın fer'i sonuçları bakımından doğru ve isabetli olacaktır. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 133/2. süresinden sonra açılan karşı davanın tefrikini amirdir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 133/2. "Süresinden sonra karşı dava açılması halinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir" şeklinde düzenlenmiştir.
Yasanın amir hükmü karşısında değerli çoğunluğun, tefrik kararı verilmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin doğru olacağı şeklindeki bozma gerekçesine katılmıyorum.
Mahkemelerin pozitif normu uygulamama veya pozitif normu lafzı ve ruhuna aykırı olacak şekilde yorumlama yetkisinin bulunmadığı düşüncesindeyim. Usul ekonomisi ilkesinin de, amir hüküm karşısında uygulanamayacağı görüşündeyim.
Yerel mahkeme kararının, süresinde açılmayan karşı davanın tefrik edilmesi, gerekli görülmesi durumunda tekrar birleştirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasının yerinde olacağı kanısındayım.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle değerli çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/22005, K. 2015/8186, 22 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama