KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/22833 E., 2014/21391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2014
- Mahkemesi
- Beyşehir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 20.12.2012
- Numarası
- Esas no:2012/321 Karar no:2012/485
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davalı yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md.174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Bozma kararında da belirtildiği üzere tazminat miktarının belirlenmesinde; Tarafların sosyal ve ekonomik durumları Tarafların kusur dereceleri Tazminat talep eden eşin haleldar olan mevcut ve beklenen menfaati dikkate alınır.
Davacı eş ev hanımı olup, mesleği ve düzenli bir geliri yoktur. İş bulduğu zamanlarda gündelikçi olarak yevmiyeciliğe gitmektedir. Davalı kocada çiftçidir. Davacıya yüklenen kusur ise; evlilik biriliğini tesis etmek amacıyla, davalı eşine dön ihtarı çekmek, eşinin eve dönmemesi üzerine boşanma davası açmak suretiyle fiili ayrılık yaratmaktan ibarettir. Davalının herhangi bir kusuru bulunmamaktadır.
Davalı kocanın ev hanımı olan ve iş bulduğunda gündelik işlerde çalışan eşinden boşanmasından dolayı, mevcut ve beklenen menfaatlerinin ihlal olup olmıyacağı hukukcular arasında tartışılan bir konudur. Davalının ev hanımı olan ve buldukça gündelikçilik yapan eşinden boşanmasından dolayı bir miktar zararı olabileceği kabul edilse dahi, gerçekleşecek bu zararın yüksek miktarda bir zarar olmıyacağı izahtan varestedir.
Takdir ve tayin edilen tazminatın bir tarafın fakirleşmesine diğer tarafın zenginleşmesine neden olmaması gerekir.
Yukarıda belirttiğim ilkeler ve açıkladığım gerekçeler gözönüne alındığında yerel mahkemece takdir edilen maddi tazminat miktarının açıklanan ilkelere ve hakkaniyete uygun olduğu görüşündeyim. Değerli çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. Farklı düşünüyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/22833, K. 2014/21391, 3 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama