KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/12509 E., 2016/5177 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, boşanmaya sebep olan olayların tazminat talep eden tarafın kişilik haklarını zedelemiş olması zorunludur (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davacı-davalı erkeğin eşine yönelik şiddet ve hakaret içeren eylemlerinin varlığı kanıtlanamamıştır.
Davacı-davalı erkeğin zorunlu askerlik görevini yerine getirdiği sırada müşterek çocuğun hastalığı ile ilgilenememiş olması da ona kusur olarak yüklenemez. İşyerinde eşini küçük düşürdüğü yönünde ise yeterli delil bulunmamaktadır. Davacı-davalı erkeğin, kadının kişilik haklarına saldırı olarak görülebilecek başkaca bir eylemi ispatlanamamıştır. Erkeğin evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihmal etmiş olması, kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir.
Bu husus nazara alınmadan yetersiz gerekçe ile davalı-davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Boşanma davasının eki niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminatlar boşanma kararının kesinleşmesiyle istenebilir hale (muaccel) gelir ve istek var ise bu tarihten itibaren faize hükmedilebilir. O halde, kadın yararına hükmedilen tazminatlara dava tarihinden yasal faize hükmedilmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12509, K. 2016/5177, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama