KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/14386 E., 2016/5775 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından, karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, velayet ve erkek lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kadının eyleminin sadakatsizlik boyutuna varmayan güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu, gerçekleşen bu eylem nedeniyle boşanmaya sebep olan olaylarda kadının yine ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların müşterek çocuklarından ...... 2001, ...... ise 2004 doğumludur ve idrak çağındadırlar. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6’ncı maddeleri, iç hukuka göre idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve menfaatlerine açıkça aykırı düşmeyecek ise ifade ettikleri görüşlere önem verilmesini öngörmektedir.
Türkiye her iki sözleşmeye katılmış ve “taraf" olmuştur. Sözleşmeler iç hukukun parçası olmuştur.
O halde, anılan sözleşmeler gereğince idrak çağındaki çocukların ebeveynlerinin hangisi yanında kalmak istekleri konusunda görüşlerine başvurulması, menfaatlerine açıkça aykırı düşmeyecek ise, ifade ettikleri görüşlere önem verilmesi ciddi ve haklı sebepler bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmalarının onların ruhsal ve sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkileyeceğinin gözetilmesi,
gerektiğinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan çocukların üstün yararının ebeveynlerinden hangisi yanında bulunmak olduğu yönünde rapor alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre velayetin düzenlenmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONIJÇ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/14386, K. 2016/5775, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama