KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/15397 E., 2016/6890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından tazminatlar ve nafakaların miktarları ile vekalet ücreti yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından her iki dava, ferileri ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin kusurunun daha ağır olduğu gerekçesiyle, davalı-karşı davacı erkeğin davasının reddine karar verilmişse de yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı-karşı davalı kadının da eşine hakaret ettiği bunun yanı sıra eşini aşağıladığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Bu halde davalı-karşı davacı erkek yönünden de taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davalı-karşı davacı erkek de dava açmakta haklıdır. Davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.
2- Mahkemece aynen iadesine, aynen iade olmadığı takdirde bedellerine hükmedilen ziynetlerin ayarları ve tek tek değerleri karar yerinde gösterilmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/15397, K. 2016/6890, 6 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama