KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/15689 E., 2015/20493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2015
- Mahkemesi
- Adana 6. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 16/07/2014
- Numarası
- 2013/923-2014/559
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından, davalı-karşı davacı erkeğin kabul edilen karşı boşanma davası ve manevi tazminat isteğinin reddi yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, velayet, kadın yararına hükmedilen maddi tazminat ve nafakalar ile yargılama giderleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davalı-karşı davacının, tarafların kredi çekerek aldığı taşınmazları davacı-karşı davalıdan habersiz annesinin ve babasının adına kaydettirdiği, bu sebeple tarafların arasında geçimsizlik oluştuğu ve 6 aydır ayrı yaşadıkları, bu dönemde davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan yüzüğünü istediği ve tanıkların yanında çocuğu da batsın evliliği de batsın dediği kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir.
Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir (TMK.md. 174/2). Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı- karşı davacının belirlenen kusurları davacı-karşı davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir.
Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmiştir. Öyleyse, davacı-karşı davalının manevi tazminat isteğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/15689, K. 2015/20493, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama