KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/16086 E., 2016/8251 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde davalının adresini ....................... olarak bildirmiş ve eşinin bir yıldır ailesinin yanında Isparta'da yaşadığını beyan etmiştir. Mahkemece davalıya dava dilekçesinde belirtilen adresine tebligat yapılması gerekirken, dava dilekçesi, ön inceleme duruşma günü ve tahkikat duruşma gününü bildirir davetiye kadının mernis adresi olan .................................... adresine tebligat kanununun 21/2. maddesi uyarınca yapılmıştır.
Davalı kadın duruşmalara katılmamış, herhangi bir cevap vermemiştir. Aslolan, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılmasıdır (Teb.K.m.10/1). Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır (Teb.K.m.10/2).
Bu durumda davalıya bilinen adresinde tebligat yapılması imkanı bulunduğu sürece mernis kayıtlarındaki adrese tebligat yapılamaz. Bu bakımdan davalıya dava dilekçesi ile ön inceleme ve tahkikat duruşmasına çağrı davetiyesinin tebliğleri usulsüzdür. Davalıya, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden cevap ve savunmalarını bildirme imkanı tanınmadan yürütülen yargılama hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ihlal eder.
O halde mahkemece yapılacak iş; davalı tarafa usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği, cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması, dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m. 140) taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği taktirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp, birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde davalının yokluğunda hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/16086, K. 2016/8251, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama