KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/19079 E., 2016/11341 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Tedbir Nafakası
Karar Metni
283 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı-davacı kadının, davacı-davalı erkeğe beyinsiz, geri zekalı, bunu görünce domuz görmüş gibi oluyorum diyerek hakaret ettiği, evlenmelerine aracı olan kişiye yönelik olarak beni niye buraya verdi, ciğerleri sökülsün, eşine de zıkkımın kökünü ye demek suretiyle aşağıladığı ve birlik görevlerini gereği gibi yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
2- Davacı-davaIı erkeğin kadının bağımsız tedbir nafakasına yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince:
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin mahkemece kadının bağımsız tedbir nafakası davasında müşterek çocuklar yararına hükmolunan tedbir nafakalarına yönelik olarak yapılan temyiz itirazları yersizdir.
b)Davalı-davacı kadının birleşen bağımsız tedbir nafakası davasında; yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle ayrı yaşamakta haklı olmadığı ve lehine Türk Medeni Kanununun 197. madde koşulları gerçekleşmediği halde; kadın yararına tedbir nafakasına karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/19079, K. 2016/11341, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama