KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/22843 E., 2017/2195 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2017
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kadının boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarları yönünden davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatların miktarı ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı-karşı davacı kadına kusur olarak yüklenen kadının babasının davacı-karşı davalı erkeğe, erkeğin ailesi ve akrabalarına yönelik hakaret eylemi kadına kusur olarak atfedilmiş ise de bu eylemlerin kadının bilgisi dışında gerçekleştiği, kadının bu eylemlere onay verdiğinin kanıtlanamadığı, açıklanan sebeple bu eylemlerin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, toplanan delillerden erkeğe yüklenen eylemlerin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu,
erkeğin fiili ayrılık döneminde ortak çocuklarla ilgilenmediği ve boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar lehine takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davalı-karşı davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/22843, K. 2017/2195, 2 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama