KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/26484 E., 2017/3980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı erkek tarafından, reddedilen boşanma davası, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise tazminatların miktarı ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-karşı davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Davalı-karşı davacı kadın birleşen dava dilekçesinde yoksulluk nafakası isteğinde bulunmuştur. HMK m. 297/2'ye göre; hükmün sonuç kısmında her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı ve taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yasal gereklilik böyleyken, davalı-karşı davacı kadının yoksulluk nafakası isteği konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
b-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/26484, K. 2017/3980, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama