KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/11557 E., 2018/1835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı erkeğin 18.02.2013 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı boşanma davası açtığı; bu davanın “davacının hile ile davalıyı evden uzaklaştırdığı dikkate alındığında geçimsizliğe neden olan olaylarda davalıya atfı kabil kusur olmadığı, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceği" gerekçesiyle reddedildiği ve bu kararın da 03.02.2014 tarihinde kesinleştiği, tarafların ayrı yaşamaya başladığı ve daha sonrasında yeni bir olayın meydana gelmediği,
bu durumda davalı erkeğe " hile ile eşini evden uzaklaştırdığı" kusuru dışında başkaca kusur yüklenemeyeceği. ancak gerçekleşen bu durum karşısında da yine erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşannıa sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez. Davalının hile ile eşini evden uzaklaştırdığı anlaşılmaktadır. Davalı erkeğin boşanmaya neden olan kusuru davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekir. Bu husus nazara alınmadan davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11557, K. 2018/1835, 13 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama