KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/11699 E., 2018/1841 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
235 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/1-(i) hükmü uyarınca iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde belirtilmesi zorunludur. Davacı kadın dava dilekçesinde tanık deliline dayanmam ıştır. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasından sonra ön inceleme duruşması yapılmış ve mahkemece ön incelemeden sonra verilen süre üzerine davacı 03.11.2015 tarihli dilekçesi ile tanıklarının isimlerini bildirmiştir.
Bu sebeple davacının süresinde bildirmediği tanık beyanları kusur belirlemesinde dikkate alınamaz (HGK 20.04.2016 tarih, 2014/695 esas ve 2016/522 karar).
Diğer yandan her ne kadar davacı dava dilekçesinde 14.07.2013 tarihli olaydan bahsedilmek sureti ile davalı erkek hakkında davacı kadına yönelik tehdit hakaret basit yaralama ve kişiyi hürriyetinden mahrum kılma suçlarından yargılamanın da devam ettiği anlaşılmışsa da tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden, söz konusu olaydan sonra tarafların barıştıkları, bir süre beraber yaşamaya devam ettikleri, davacı kadının eşinin bu davranışını affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış olduğu, bu sebeple bu vakıanın davalı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında, davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11699, K. 2018/1841, 13 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama