KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/12772 E., 2018/3 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2018
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
....
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda; tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları, nüfusa kayıtlı bulunduğu il, ilçe, köy veya mahalle adı, cilt, aile ve birey sıra numarası ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27. ve 7/1-b ile HMK m. 297/1-b). Mahkemece bu yasal zorunluluk yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün münhasıran bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanununun 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alman eşyaların cins, nitelik miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde aynen iadesi olmazsa bedellerine karar verilen ziynetlerin tek tek bedelleri belirtilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
.....
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12772, K. 2018/3, 8 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama