KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/16435 E., 2018/8354 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma-Eşya Alacağı
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı ile, eşya alacağı davası yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen nafakalar ve tazminatlar ile reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı-davacı erkeğe kusur olarak yüklenen sadakatsizlik vakıasının güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğunun, fakat mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-davalı kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-davalı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
5-Davacı-davalı kadının boşanma dava dilekçesinde eşya alacağı talebinde de bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacı-davalı kadının eşya alacağı talebi boşanma davasının feri'si niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Bu talepler nedeniyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz.
Mahkemece kadının ziynet alacağı talebi olmadığı halde ziynet alacağı talebi hakkında harç yatırılmış olmaması gözönüne alınarak hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, kadının eşya alacağı davası hakkında ise hüküm kurulmamıştır.
Davacı- davalı kadına talep ettiği eşya taleplerine yönelik nispi harcın ikmali için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekmektedir.
Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması ve eşya alacağı davası yönünden olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamış olması doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/16435, K. 2018/8354, 28 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama