KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/17073 E., 2018/6023 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, asıl davada boşanma kararı verilmemesi, kusur belirlemesi, erkeğin davası, velayet, nafakaların ve tazminatların miktarları ile kişisel ilişki yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise, karşı davada boşanma kararı verilmemesi, kusur belirlemesi, asıl dava, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ortak çocuk ... yargılama sırasında ergin olduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden, tarafların yabancı mahkemede anlaşmalı boşandıkları,yabancı mahkeme ilamının 26.11.2013 tarihinde kesinleşen karar ile tanımasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı-davalı kadın maddi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talep etme hakkını kaybetmiştir. O halde, mahkemece davacı-davalı kadının bu taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuştur.
3-Mahkemece, kadının velayete yönelik isteği hakkında, yabancı mahkemede çocukların velayetinin babaya verilmesi hükmünün tenfiz edildiği ve tenfiz kararının kesinleştiği belirtilerek konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Somut olayda; velayete konu çocuklardan Deniz 2002 ve ... 2008 doğumlu olup idrak çağındadırlar.
Bu bakımdan ortak çocukların mahkemece veya istinabe suretiyle bilgilendirilerek,velayet
hakkındaki tercihinin kendisinden sorulması tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, velayet konusunda yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Mahkemece davacı-davalı kadın lehine dava tarihinden tanıma kararının kesinleştiği 26.11.2013 tarihine kadar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/17073, K. 2018/6023, 3 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama