KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/20259 E., 2017/4707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1).
Somut olayda mahkemece verilen ilk hüküm, davacı- davalı kadın tarafından daha önce tazminat istememişken ilk defa 04.11.2014 tarihli son oturumda talep edilen tazminatlar hakkında "Karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmek üzere bozulmuş, bozma sonrası davacı- davalı kadın tazminat taleplerini ıslah ettiğini bildirmiştir. Bozmadan sonra ıslah mümkün olmadığı gibi (04.02.1948 tarihli 10/3 sayılı İçt. Bir.
Kararı) boşanma hükmü bozma kapsamı dışında kaldığından kesinleşmiştir. Boşanma hükmü kesinleştiğine göre Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat isteği ayrı bir dava ile harç yatırmak suretiyle istenebilir hale gelir (TMK m. 178). Mahkemece, bu yönler gözetilmeden davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20259, K. 2017/4707, 25 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama