KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/20453 E., 2018/7787 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
290 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı kadına kusur olarak yüklenilen hakaret ve eşinin ilk evliliğinden olan çocuklarının eve gelmesini istemediği vakıalarına davacı erkek tarafından dayanılmadığı, dayanılmayan vakıaların ise kadına kusur olarak yüklenilemeyeceği, mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre ise yine de davalı kadının tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Dava dilekçesi davalı kadına usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı kadın süresinde cevap vermemiştir. Davalı kadın Türk Medeni Kanununun 175. maddesine dayalı yoksulluk nafakası talebini, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşmasından sonra ileri sürmüştür.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141. maddesinde tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilecekleri yahut değiştirebilecekleri, ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen tarafın onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebileceği yahut değiştirilebileceği, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunmanın genişletilemeyeceği gibi değiştirilemeyeceği de hükme bağlanmıştır.
O halde, davalı kadının süresinde talep edilmeyen Türk Medeni Kanununun 175. maddesine dayalı yoksulluk nafakası isteği hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20453, K. 2018/7787, 20 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama