KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/21357 E., 2018/8801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise; kusur belirlemesi ve nafakaların miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, davacı-karşı davalı erkek ağır kusurlu bulunarak tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı-karşı davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışların yanında davacı-karşı davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda yine de tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez (TMK m.174/1-2). Durum böyleyken, mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin daha fazla kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-karşı davacı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk 2002 doğumlu Ali Sarp yararına verilen iştirak nafakası miktarı azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21357, K. 2018/8801, 10 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama