KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/22611 E., 2018/9542 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2018
- Mahkemesi
- ...... Mahkemesi
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı ...... tarafından, tazminatların, tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden; davalı-karşı davacı ...... tarafından ise, katılma yoluyla ......ın davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı ......ın tüm, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıasından sonra evlilik birliğinin devam ettiği, bu vakıanın ...... tarafından affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığı, affedilen veya hoşgörülen vakıanın karşı tarafa kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen ve kabul edilen diğer kusurlu davranışlara göre, boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. O halde davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. ...... yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2 maddesi koşulları oluşmamıştır. Davacı-karşı davalı ......ın maddi ve manevi tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/22611, K. 2018/9542, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama