KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/23624 E., 2018/10177 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
259 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından nafakalar yönünden; davalı kadın tarafından ise hükmün tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının (TMK m. 166/1-2) yapılan yargılaması sonunda, mahkemece, davalı kadının, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, boşanmaya esas alınan olayın üzerinden 8 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra boşanma davası açıldığı, bu süre içerisinde tarafların aynı evde yaşamaya devam ettikleri anlaşılmaktadır.
Bu olaydan sonra uzun süre geçmesi, davacının bu arada dava açma ihtiyacını duymamış olması olayların kendisi için çekilmez hal almadığını gösterdiği gibi kadının bu kusurlu davranışının erkek tarafından affedildiğinin en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekir. Affedilen veya hoşgörülen olaylar kusur belirlemesinde dikkate alınamaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2. maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için davalının kusurlu davranışları sonucu evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Davalının kusurlu bir davranışının varlığı kanıtlanamamıştır. Bu itibarla davanın reddi gerekirken, dellillerin taktirinde hataya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/23624, K. 2018/10177, 27 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama