KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/538 E., 2016/2255 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
290 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davalarının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi ve kadın yararına hükmolunan nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; davacı-davalı kadının eşine hakaret ettiği, aşağılayıcı sözler söylediği, müşterek çocuklara fiziksel şiddet uyguladığı ve ilgisiz davrandığı, davalı-davacı erkeğin ise kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-davalı kadın tam kusurludur. Şu hale göre, mahkemece davalı-davacı erkeğin daha ziyade kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-davalı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir
3-Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı erkek yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/538, K. 2016/2255, 12 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama