KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/6627 E., 2016/7176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, tedbir nafakası ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Hüküm, davalı-davacı erkek tarafından temyiz edilmiş, diğer taraf vekili de temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde bulunmuştur (HUMK m. 433/2). Hükmü süresinde temyiz etmemiş olan tarafın, temyize cevap dilekçesindeki temyiz itirazlarının incelenebilmesi, temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren on gün içinde cevap verilmesi halinde mümkündür (HUMK m. 433/2).
Aksi halde, süresinden sonra verilen cevap dilekçesindeki temyiz itirazları dikkate alınmaz. Davalı-davacı tarafın temyiz dilekçesi, davacı-davalı tarafa 08.02.2016 günü tebliğ edilmiş, karşı taraf hükme itirazlarını da ihtiva eden temyize cevap dilekçesini, yasal on günlük süre geçtikten sonra 19.02.2016 günü vermiştir. Bu durumda davacı-davalı kadının katılma yoluyla temyiz talebinin süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı-davacı erkeğin temyiz itirazlarına hasren yapılan incelemeye gelince;
a-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de toplanan delillerden, mahkemece taraflara yüklenen kusurlu davranışların yanında davacı-davalı kadının eşine hakaret ettiği, çevreye yatak odası sırlarını anlattığı anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda, davacı-davalı kadının daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddedilmesi doğru değildir.
b-Davacı- davalı kadının bir başka erkekle fiilen birlikte yaşadığı sabit olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Başka erkekle fiilen evliymiş gibi yaşayan kadın yararına tedbir nafakası tayin edilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6627, K. 2016/7176, 11 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama