KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/7064 E., 2017/12338 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından nafaka ve tazminatların miktarı yönünden, davalı erkek tarafından ise; kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı vekili, 11.03.2016 havale tarihli dilekçesiyle kadının kabul edilen davasının boşanma hükmüne yönelik olarak temyizden feragat ettiklerini bildirdiklerinden, davalı erkeğin boşanma hükmüne ilişkin temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3-Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına ve davacı kadın lehine boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle yoksulluk nafakası hükmedilmiştir. Mahkemece yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında davacı kadının çalışmadığı belirtilmiştir. Duruşmada dinlenen ve davacı annesi yanında bulunan ortak çocuk... ise beyanında annesinin ... Çocuk Evinde çalıştığını belirtmiştir. Mahkemece davacı kadının düzenli ve sabit bir işi ve geliri olup olmadığı, çalışıyor ise gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılmadan, yazılı şekilde eksik inceleme ile yoksulluk nafakası talebinin kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
4-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/7064, K. 2017/12338, 7 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama